Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) yoksulluk serisinin üçüncü çalışması, gelir artışının hane refahına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koydu. 31 Ekim'de yayımlanan "Gelir Artışının Ulaşmadığı Yoksunluk: Türkiye'de Çoklu Yoksunluk" başlıklı değerlendirme notuna göre 2025'te nüfusun yüzde 20,9'u, yani 17,6 milyon kişi çoklu yoksunluk içinde yaşıyor. Bu kişiler; gelir, beslenme, ısınma, barınma, ödemeler, eşya ve sosyal yaşam, hanede çalışma ile sağlık hizmetine erişim olmak üzere sekiz alanın en az dördünde yoksunluk yaşıyor.

Sekiz alanda ölçüm: oran geriledi, ağır yoksunluk yüzde 13'te

TEPAV'ın metodolojisinde sekiz alanın en az dördünde sorun yaşayanlar "çoklu yoksun", en az beşinde sorun yaşayanlar "ağır çoklu yoksun" kabul ediliyor. Çoklu yoksunluk oranı 2019'da yüzde 25,3 iken 2025'te yüzde 20,9'a, ağır çoklu yoksunluk oranı da yüzde 15,8'den yüzde 13'e geriledi.

Buna karşılık gelir temelli göstergelerdeki iyileşme çok daha hızlı. 2019'daki yoksulluk eşiğinin satın alma gücü sabit tutulduğunda bu eşiğin altında kalan nüfusun payı 2025'te yüzde 21,3'ten yüzde 4,2'ye indi. Ancak aynı dönemde iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir öğünü karşılayamayanların oranı yüzde 33,6'dan yüzde 35,1'e yükseldi. Yani hane geliri arttıkça beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlara erişim aynı hızda iyileşmedi.

İyileşme üst gelir gruplarında kaldı

Notun en çarpıcı bulgularından biri, gelir dağılımının alt yarısında kayda değer bir değişim olmaması. Geliri medyanın yarısı düzeyinde olan bir kişinin beslenme, ısınma, barınma ve ödemelerden en az ikisinde yoksunluk yaşama olasılığı 2019'da yüzde 76 iken 2025'te yüzde 74,3 olarak hesaplandı; aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.

2023-2025 dönemindeki iyileşme ise medyanın üzerindeki gelirlerde belirginleşti. Medyanın 1,5 katı eşdeğer gelire sahip kişilerde temel alanlarda yoksunluk yaşama olasılığı yüzde 21,6'dan yüzde 10,1'e gerilerken, geliri medyanın yarısı ve altında olanlarda belirgin bir değişim görülmedi.

Geliri eşiğin üzerinde olan 5,5 milyon kişi de yoksun

Araştırma, yoksulluğun yalnızca gelirle ölçülmesinin hedefleme sorununa işaret ediyor. Çoklu yoksunluk yaşayanların yüzde 31,3'ünü oluşturan yaklaşık 5,5 milyon kişi, geliri resmî yoksulluk eşiğinin üzerinde olduğu için gelir bazlı ölçümde yoksul sayılmıyor. Bu grubun yüzde 57,2'si hanesinin geçimini zorlukla sağladığını belirtiyor; bu oran nüfus genelinde yüzde 32,1.

Geliri eşiğin üzerinde olduğu hâlde çoklu yoksunluk yaşayanların nüfus içindeki payı yüzde 6,5. Bu oran kiracılarda yüzde 7,9'a, İstanbul'da yaşayanlarda yüzde 8,3'e çıkıyor. TEPAV, kira ve yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu büyükşehirlerde gelir eşiğinin üzerindeki hanelerin de beslenme, ısınma ve fatura ödemelerinde sıkıntı yaşayabildiğini vurguluyor.

Yoksunluk kalıcılaşıyor

Aynı kişilerin yıllar içindeki durumunu izleyen analizler, çoklu yoksunluğun geçici olmadığını gösteriyor. Çoklu yoksunluk yaşayanların yüzde 76-82'si ertesi yıl da aynı durumda. Geliri iki yıl üst üste yoksulluk eşiğinin üzerinde olup en az üç alanda yoksunluk yaşayanların yaklaşık dörtte üçü, takip eden yıl da yoksun kalıyor.

Ağır çoklu yoksunluk oranı gerilemekle birlikte bu grubun içinde gelir yoksulu olanların payı 2019'da yüzde 74,6 iken 2025'te yüzde 84,1'e yükseldi. Ağır yoksunluk, dört veya daha fazla çocuklu hanelerde yüzde 43,9, tek ebeveynli hanelerde yüzde 37,1, hane reisinin işsiz olduğu hanelerde yüzde 36,7 düzeyinde. Bölgesel fark da belirgin: Güneydoğu Anadolu'da yüzde 35,1 olan oran İstanbul'da yüzde 8,1.

Neden önemli: iç talep ve sosyal yardım bütçesi

Veriler, enflasyonda yaşanan düşüşe ve nominal gelir artışlarına rağmen hane bütçesindeki sıkışmanın sürdüğünü gösteriyor. Bu tablo, perakende ve gıda harcamalarının kompozisyonunu, hane borçluluğunu ve kredi kartı kullanımını doğrudan ilgilendiriyor. Gıda harcamasının bütçe içindeki payı yüksek kesimlerde talep esnekliği düşük olduğu için bu haneler, fiyat artışlarını diğer kalemlerden kısarak karşılamak zorunda kalıyor.

Çalışma aynı zamanda sosyal yardım ve asgari ücret tartışmasına da veri sağlıyor. Yalnızca hane gelirine dayanan hedefleme, geliri eşiğin hemen üzerinde olan 5,5 milyon kişiyi kapsam dışında bırakıyor. TEPAV, sosyal yardımların belirlenmesinde beslenme, ısınma, barınma ve ödeme güçlüğünün birlikte değerlendirilmesini öneriyor.

Öneriler ve görünüm

Notta, TÜİK'in yoksulluk bültenine çoklu yoksunluk göstergesinin eklenmesi ve On İkinci Kalkınma Planı'ndaki göreli yoksulluk hedefinin yanına çoklu yoksunluk için ayrı bir hedef konulması tavsiye ediliyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının hane ziyaretlerine dayalı bir yoksunluk puanı kullanması ve bunun önce pilot illerde sınanması öneriliyor.

Pilot çalışmaları süren Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'nde ise yoksunluk puanı yüksek haneler için garanti edilen gelir düzeyinin yükseltilmesi gündeme getiriliyor. TEPAV, uygulamanın ağır çoklu yoksunluğun yoğunlaştığı dört ve daha fazla çocuklu, tek ebeveynli ve hane reisinin işsiz olduğu hanelerden başlatılabileceğini belirtiyor. Önümüzdeki dönemde asgari ücret ve sosyal yardım kalemlerinin büyüklüğü, bu verilerin siyaset ve piyasa açısından en görünür yansıması olacak.

Kaynak: EraHaber