Sinop'ta kurulması planlanan Türkiye'nin ikinci nükleer güç santrali için Güney Kore ile yürütülen görüşmelerde teknik aşama ilerledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Seul ziyareti öncesinde Güney Kore'nin resmi ajansı Yonhap'a verdiği yazılı mülakatta, Korea Electric Power Corporation (KEPCO) ile kapsamlı ön fizibilite çalışmalarının sürdüğünü belirterek "Kore Cumhuriyeti'ni bu girişimde büyük bir potansiyel işbirliği ortağı olarak görüyoruz" dedi. Erdoğan, nihai kararın üç kritere göre verileceğini söyledi: elektrik üretim maliyeti, finansman düzenlemeleri ve projenin Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkı.
Açıklama, Türkiye'nin nükleer enerji portföyünü genişletme takviminde finansman boyutunun belirleyici olduğunu gösteriyor. Erdoğan, "Kore ile bu konuda yürüttüğümüz müzakerelere büyük önem veriyoruz. Koreli dostlarımızın nükleer enerji deneyiminin farkındayız" ifadelerini kullanırken, diğer ülkelerle temasların da sürdüğünü ve tüm seçeneklerin milli menfaatler çerçevesinde değerlendirildiğini ekledi.
TÜNAŞ-KEPCO mutabakatı ve ön fizibilite
İki ülke arasındaki nükleer işbirliğinin hukuki zemini, 24 Kasım 2025'te Ankara'da iki liderin huzurunda imzalanan mutabakat zaptıyla kuruldu. Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile KEPCO arasındaki belge; saha değerlendirmesi, reaktör teknolojisi, düzenleyici süreçler, lisanslama ve yerelleştirme başlıklarında ortak çalışma zemini tanımlıyor. Mutabakatın ardından yapılan temaslarda Sinop projesinin takvimi ve ticari koşulları da masaya geldi.
KEPCO tarafı, projenin uzun yıllara yayılan ve büyük ölçekli finansman ihtiyacına dikkat çekerek Türkiye'nin desteğinin önemini vurgulamıştı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar da Ekim 2025'te, ikinci santralde ABD ve Güney Kore ile üçlü bir model kurulabileceğini söylemişti. Ankara'nın Rusya, Çin ve Kanada ile de görüşmeleri sürüyor; yani Seul hattı, seçenekler arasında en ileri teknik aşamada olanlardan biri.
Ticaret 11,4 milyar dolarda, hedef 15 milyar dolar
Nükleer dosyası, iki ülkenin ticari ilişkilerindeki asimetriyle birlikte okunmalı. Erdoğan'ın verdiği rakamlara göre Türkiye 2025'te Güney Kore'ye yaklaşık 1,14 milyar dolar değerinde mal ihraç ederken, bu ülkeden 10,26 milyar dolar ithalat yaptı. Böylece toplam ticaret hacmi 11,4 milyar dolar oldu; 2021-2025 döneminin toplamı ise 50,8 milyar dolara ulaştı.
Yeni hedef ikili ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarmak. Erdoğan, "Bu hedefe ilerlerken daha dengeli bir ticaret yapısı geliştirmeyi, yatırımları genişletmeyi ve üretimde daha fazla işbirliğini teşvik etmeyi önceliyoruz" dedi. Mevcut tabloda her 1 dolarlık ihracata karşılık yaklaşık 9 dolar ithalat yapılması, hedefin kendiliğinden değil yatırım ve ortak üretim kanalıyla tutturulabileceğine işaret ediyor.
Neden önemli: finansman modeli ve cari açık
Nükleer santraller, elektrik üretim portföyünde hem baz yük kapasitesi hem de uzun vadeli sabit maliyet anlamına geliyor. Akkuyu'nun ardından ikinci bir santralin devreye alınması, doğal gaz ve kömür gibi ithal yakıtlara bağımlılığı azaltarak enerji arz güvenliğini güçlendirecek bir adım olarak görülüyor. Ancak yatırımın büyüklüğü, projenin yap-işlet-devret veya benzeri bir modelle mi finanse edileceği sorusunu kritik hale getiriyor.
Erdoğan'ın sıraladığı üç kriter bu noktada bir çerçeve çiziyor: santralden üretilecek elektriğin birim maliyeti, finansmanın koşulları ve projenin yerli sanayiye, istihdama ve teknoloji transferine katkısı. KEPCO'nun talep ettiği kamu desteği, ağırlıklı olarak devlet garantili alım veya uzun vadeli finansman mekanizmalarına işaret ediyor. Bu tür garantilerin elektrik fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyon patikasına yansıması, kararın en çok tartışılacak tarafı olacak.
Görünüm: takvim Seul'de netleşebilir
Erdoğan'ın sekiz yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Seul ziyaretinde nükleer enerji, savunma sanayii, yarı iletken, robotik ve lojistik başlıklarının öne çıkması bekleniyor. Ziyaret sırasında yeni anlaşmaların imzalanması öngörülüyor; ancak Sinop'ta nihai yatırım kararı için ön fizibilite sonuçlarının ve finansman yapısının netleşmesi gerekiyor.
Bu nedenle kısa vadede somut bir yatırım takvimi yerine, teknik çalışmaların derinleşmesi ve ticari çerçevenin olgunlaşması beklenmeli. Piyasa açısından izlenecek başlıklar; ziyaret sırasında imzalanacak mutabakatların kapsamı, KEPCO'nun finansman modeline dair açıklamaları ve yerelleştirme taahhüdünün boyutu olacak. Nükleer kararının gecikmesi ise Türkiye'nin 2030 sonrası elektrik arz planlamasında ithal gaz ağırlığını koruyacağı anlamına geliyor.
Kaynak: EraHaber