Türkiye'de kişi başına düşen toplam borç 12 bin 423 dolar oldu. Ekonomim'in Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine dayandırdığı ve 2026'nın ilk çeyreğine ait borç stoklarını Birleşmiş Milletler nüfus tahminleriyle birleştiren araştırmaya göre Türkiye, incelenen 39 ekonomi arasında 35'inci sırada yer aldı. Hesaplamaya yalnızca devlet borcu değil, hanehalkı ve finans dışı şirketlerin borçları da dahil edildi.
Kişi başına borcun bileşimi, Türkiye'nin borç yapısını da ortaya koyuyor: 12 bin 423 dolarlık toplamın 6 bin 736 doları finans dışı şirketlere, 3 bin 939 doları kamuya, 1 bin 748 doları hanehalkına ait. Üç kalemin toplamı doğrudan toplam tutarı veriyor.
Şirket borcu toplamın yarısından fazlası
Türkiye'de kişi başına borcun yüzde 54'ü finans dışı şirketlere ait. Kamu borcunun payı yüzde 32, hanehalkı borcunun payı ise yüzde 14 seviyesinde. Bu dağılım, Türkiye'de özel sektörün, özellikle de reel sektörün bilançosunun toplam borçluluk içinde belirleyici olduğunu gösteriyor.
Karşılaştırma yapılan ülkelerde tablo farklı. Listenin zirvesindeki İsviçre'de kişi başına toplam borç 342 bin 240 dolar; bunun 157 bin 108 doları finans dışı şirket, 153 bin 138 doları hanehalkı, 31 bin 994 doları kamu borcu. Yani İsviçre'de hanehalkı ve şirket borçları neredeyse eşit ağırlıkta ve kamu borcunun payı toplamın yüzde 10'unun altında. Türkiye'de ise hanehalkı borcunun kişi başına 1.748 dolarda kalması, hanehalkı borçluluğunun görece düşük, kamu borcunun ise görece yüksek olduğu bir yapıya işaret ediyor.
Listenin üstü ve altı ne anlatıyor
Kişi başına borcun en yüksek olduğu ekonomiler İsviçre'yi 273 bin 856 dolarla Norveç, 224 bin 157 dolarla Hollanda ve 224 bin 32 dolarla ABD takip ediyor. Danimarka, Kanada ve İsveç de ilk sıralarda. Bu ülkelerin ortak özelliği, gelişmiş finansal sistemleri ve derin sermaye piyasaları; yüksek borç, aynı zamanda yüksek finansal derinliğin göstergesi olarak okunuyor.
Türkiye'nin hemen üstünde 13 bin 182 dolarla Meksika, 14 bin 619 dolarla Arjantin; altında ise 11 bin 506 dolarla Kolombiya, 10 bin 204 dolarla Güney Afrika, 4 bin 708 dolarla Hindistan ve 4 bin 12 dolarla Endonezya bulunuyor. Bu tablo, kişi başına borcun düşük olmasının tek başına bir gösterge olmadığını ortaya koyuyor: Düşük borç, aynı zamanda banka kredisi ve sermaye piyasasına erişimin, yani finansal derinliğin sınırlı olduğu anlamına da geliyor.
Türkiye açısından neden önemli
Borçluluğun nominal dolar cinsinden ve kişi başına hesaplanması, kur hareketlerinin tabloyu doğrudan değiştirdiği anlamına geliyor. TL'nin değer kazandığı dönemlerde kişi başına dolar bazlı borç yükseliyor, değer kaybettiği dönemlerde ise aşağı geliyor. Bu nedenle tek bir çeyreğe ait sıralama, borç yükünün seyri konusunda sınırlı bir fotoğraf sunuyor.
Daha belirleyici olan, şirket borçlarının kompozisyonu. Finans dışı şirketlerin borç yükü, faiz ve kur hareketlerine karşı en hassas kalem. Bu nedenle Merkez Bankası'nın faiz patikası ile kredi büyümesi verileri, önümüzdeki çeyreklerde kişi başına borç rakamını da şekillendirecek. TCMB'nin 30 Ekim kararıyla politika faizi yüzde 36'ya indi; sitede yer alan verilere göre M3 para arzı yıllık yüzde 30,1'e gerilerken kredi büyümesi de yavaşladı.
Bankacılık tarafında ise düzenleyici adımlar borçluluğun hızını belirliyor. SPK'nın kredili işlemlerde özkaynak oranı esnetmesini 13 Kasım'a uzatması ve tüketici kredilerine dönük uygulamalar, hanehalkı ve şirket borçlanmasının kısa vadeli seyrinde etkili olacak başlıklar arasında.
Görünüm
Önümüzdeki dönemde iki gösterge izlenecek: kredi büyümesinin yeniden hızlanıp hızlanmayacağı ve şirket bilançolarındaki döviz cinsi borcun ağırlığı. Kredi genişlemesi hızlanırsa finans dışı şirket borçlarının kişi başına toplamdaki payının artması beklenir. Faiz indirim döngüsünün devamı, borçlanma maliyetini düşürerek bu eğilimi destekleyebilir; ancak aynı süreçte kur ve enflasyon gelişmeleri, dolar cinsinden hesaplanan borç yükünü ters yönde etkileyebilir.
Kişi başına 12 bin 423 dolarlık borç, Türkiye'yi gelişmiş ekonomilerin belirgin biçimde altında, benzer gelir grubundaki birçok ülkenin ise alt sıralarında tutuyor. Bu, borç kaynaklı bir kırılganlıktan çok, finansal derinliğin artırılması ve şirket bilançolarının kur-faiz şoklarına dayanıklılığı başlıklarını öne çıkarıyor.
Kaynak: EraHaber