İmalat sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi amacıyla 2027'de sektör ve bölge düzeyinde "beceri ihtiyaç haritaları" çıkarılacak. 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda yer alan hedefe göre mesleki eğitimde özel sektör ve organize sanayi bölgeleriyle (OSB) işbirliği güçlendirilecek, öğrencilerin firmalardaki eğitim merkezlerinden yararlanması sağlanacak. Programda, eylül itibarıyla özel sektör AR-GE merkezlerinde 93 bin 472, tasarım merkezlerinde ise 8 bin 464 kişinin istihdam edildiği bilgisi de yer alıyor.
Dünya Gazetesi'nin programa dayandırdığı habere ve Anadolu Ajansı'nın aynı programa ilişkin derlemesine göre, haritalar bölüm ve alan bazında hazırlanacak; belirlenen okullarda bu ihtiyaçlara uygun alan ve dallar açılacak. Böylece meslek liselerinin ve meslek yüksekokullarının kontenjan ve müfredat kararlarının, sanayinin talebinden bağımsız değil, taleple birlikte şekillenmesi amaçlanıyor.
Haritalar hangi ihtiyaca cevap verecek?
Programın en somut ayağı, özel sektörle işbirliği içinde mesleki ve teknik eğitimde sektör ve bölge düzeyinde, bölüm ve alan bazında beceri ihtiyaç haritalarının çıkarılması. Bu çalışma kapsamında akademik ve mesleki becerilerin yanı sıra dijital, sosyal ve duygusal becerileri de içerecek şekilde ulusal bir beceri tanımlaması yapılacak ve kapsayıcı bir ölçme-değerlendirme sistemi geliştirilecek.
Program ayrıca öncelikli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların eğitim kapasitelerinin ve imkânlarının belirlenmesini, öğrencilerin bu işletmelerde uygulamalı eğitim almasına yönelik protokollerin uygulanmasını öngörüyor. Staj ve işletmede mesleki eğitim uygulamalarının niteliğini artırmak için pilot illerdeki işletmelerin usta, usta öğretici ve yöneticilerine eğitimler düzenlenecek.
Mesleki eğitimde yönetim modeli değişiyor
Belgede dikkat çeken başlıklardan biri, tüm paydaşların rollerinin ve sorumluluklarının tanımlanacağı bir "mesleki eğitim yönetim modeli" geliştirilmesi. Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarının yönetiminde özel sektörün daha etkin rol alması, ihtiyaç duyulan alanlarda özel sektörle işbirliği protokolleri hazırlanması planlanıyor.
Finansman tarafında ise özel sektör ile mesleki ve teknik eğitim kurumları arasında, finansmanı da kapsayan uzun vadeli bir işbirliği kurulması hedefleniyor. İlgili sektörlerle yapılan protokoller kapsamında öğrencilere başarı bursu verilmesi ve mezuniyet sonrası istihdamlarının desteklenmesi öngörülüyor. Mesleki ve teknik eğitime yönelik alternatif finansman kaynaklarının oluşturulması ve bu kaynakların kullanımının artırılması da program maddeleri arasında.
Neden önemli: İmalatta nitelikli iş gücü açığı
Türkiye imalat sanayisi, son yıllarda hem yeşil dönüşüm hem de otomasyon ve dijitalleşme kaynaklı bir beceri dönüşümü baskısı altında. Sanayicilerin uzun süredir dile getirdiği sorun, açık pozisyonların sayısından çok, bu pozisyonları dolduracak ara teknik elemanın bulunamaması. Programın 93 bin 472 kişilik AR-GE istihdamı ve 8 bin 464 kişilik tasarım merkezi istihdamı verileri, bu kapasitenin büyüklüğünü gösterirken, aynı kapasitenin sürdürülebilmesi için ara kademe iş gücüne duyulan ihtiyacı da dolaylı biçimde ortaya koyuyor.
Şirketler açısından konu, doğrudan maliyet ve verimlilik başlığı. Nitelikli eleman bulunamadığında firmalar ya üretim planlamasını daraltıyor ya da dışarıdan hizmet alımına yöneliyor. Mesleki eğitimin sektör talebiyle eşleştirilmesi, orta vadede hem birim iş gücü maliyetini hem de kalifiye personel için ödenen ücret primi baskısını sınırlayabilecek bir adım olarak okunuyor.
Makro tarafta ise etki, iş gücüne katılım ve genç istihdamı üzerinden hissedilecek. Meslek lisesi mezunlarının alanlarıyla uyumlu işlerde çalışması, eğitim-istihdam ilişkisindeki kopukluğun azalması anlamına geliyor. Programın başarı bursu ve mezuniyet sonrası istihdam desteği gibi araçları, bu geçişi hızlandırmak için tasarlanmış görünüyor.
Görünüm
Takvim, haritaların 2027 içinde tamamlanmasını ve bulguların aynı yıl okul açma ve müfredat kararlarına yansımasını öngörüyor. Ancak uygulamanın hızı, bölge bazında hazırlanacak haritaların ne kadar ayrıntılı olacağına ve OSB'lerle imzalanacak protokollerin bağlayıcılığına bağlı. Özel sektörün yönetim kademelerinde daha fazla söz sahibi olması, işbirliğinin gönüllü protokollerden kalıcı bir modele dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.
Önümüzdeki dönemde mesleki eğitimle ilgili açıklanacak kontenjan verileri ve pilot illerdeki uygulamalar, programın ilk somut sınavı olacak.
Kaynak: EraHaber