Bugün 29 Ekim. Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında. 1923'te nüfusunun büyük bölümü tarımda çalışan, sanayi üretimi yok denecek kadar sınırlı, ulaşım ağı çözülmüş bir ülkeden bugüne uzanan çizgi yalnızca siyasi bir hikâye değil; aynı zamanda bir üretim, ticaret ve kurum inşası hikâyesi. Cumhuriyet'in 103. yılında ekonominin fotoğrafı, kazanımları ve çözülmeyi bekleyen başlıkları aynı karede gösteriyor.

1923'ün tablosu: Savaştan çıkmış bir ekonomi

Cumhuriyet ilan edildiğinde ülke, on yılı aşan savaşların yükünü taşıyordu. Sanayi üretimi birkaç bin işletmeyle sınırlıydı, elektrik ve makine kapasitesi yok denecek kadar azdı, demiryolu hattı yaklaşık 4 bin kilometre civarındaydı ve bu hatların önemli bölümü yabancı şirketlerin işletmesindeydi. Dış ticaretin yapısı ise ham madde ve tarım ürünü ihracatına, mamul mal ithalatına dayanıyordu.

Henüz Lozan görüşmeleri sürerken, 17 Şubat 1923'te İzmir'de toplanan Türkiye İktisat Kongresi, yeni devletin ekonomi çerçevesini çizdi. Kongrenin ana fikri tek cümlede özetlenebilirdi: siyasi bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla taçlandırılmalıydı.

Kurumların kurulduğu yıllar

Cumhuriyet'in ilk çeyrek asrı, aynı zamanda kurum kurma dönemiydi. 1930'da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu; para politikası ulusal bir çerçeveye kavuştu. 1933'te Sümerbank, devletin sanayi yatırımlarını işletecek kurum olarak hayata geçti. 1934'te uygulamaya konan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile dokuma, demir-çelik, kimya ve şeker sektörlerinde tesisler kuruldu.

Ulaştırma tarafında da tablo değişti: 1940'lara gelindiğinde demiryolu ağı 7 bin kilometreyi aşmış, Anadolu'nun iç kesimleri limanlara ve pazarlara bağlanmıştı. Bu yatırımlar, sonraki on yıllarda sanayileşmenin coğrafyasını belirledi.

Krizler, açılım ve yeniden yapılanma

Cumhuriyet ekonomisi düz bir çizgide ilerlemedi. 1929 Büyük Buhranı, tarım fiyatlarını ve dış ticaret hadlerini sarstı; devletçilik politikaları bu dönemde belirginleşti. 1980'de alınan dışa açılma kararları, ithal ikameci modelin yerine ihracata yönelen bir yapıyı getirdi. 1994 ve 2001 krizleri ise finansal sistemin kırılganlığını gösterdi.

2001 sonrası dönemde bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması, sermaye yeterliliği kuralları ve enflasyonla mücadele çerçevesi, ekonominin sonraki yirmi yılına damga vurdu. Bugün tartışılan başlıklar ise farklı: cari denge, enflasyonla mücadelenin maliyeti, verimlilik artışı ve ihracatın teknoloji içeriği.

Bugünün bilançosu: 273,4 milyar dolarlık eşik

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2025 yılında mal ihracatı yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Hizmet ihracatı 123,1 milyar doları buldu; mal ve hizmet ihracatının toplamı 396,5 milyar dolar oldu. Dış ticaret hacmi ise 820 milyar doları aştı.

2026 için belirlenen hedef, 282 milyar dolar mal ve 128 milyar dolar hizmet ihracatı; yani toplamda 410 milyar dolar. İhracatta ilk sırada 20,4 milyar dolarla Almanya yer alıyor. Bu tablo, 1923'ün birkaç kalemlik dış ticaret yapısıyla kıyaslandığında, ölçeğin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor.

Asıl mesele: Katma değer

Ölçek büyüdü, ancak kompozisyon tartışması bitmedi. 2025'te yüksek teknolojili ürün ihracatı yüzde 12,7 artışla 9,9 milyar dolara, orta-yüksek teknolojili ürün ihracatı yüzde 10,6 artışla 102,1 milyar dolara ulaştı. Yüksek teknolojinin 273,4 milyar dolarlık mal ihracatı içindeki payı ise yalnızca yüzde 3,6.

Bu oran, aynı zamanda bir gündem maddesini de tarif ediyor: otomotiv, tekstil ve tarıma dayalı ürünlerde rekabet gücünü korurken, yazılım, elektronik, makine ve savunma sanayii gibi alanlarda katma değeri yukarı taşımak. İhracatın 410 milyar dolarlık 2026 hedefine ilerlerken asıl sınav, miktardan çok bu kompozisyonun ne kadar hızlı değişeceğiyle ilgili olacak.

Piyasaların 29 Ekim fotoğrafı

Bayram nedeniyle piyasalar kapalı. Son işlem günü itibarıyla BIST 100 endeksi 12.899,35 puan seviyesinde bulunuyor; dolar/TL 49,0139, euro/TL 56,1125, gram altın 6.740,80 TL seviyesinden işlem gördü. Yurt içi piyasalarda gözler, bayram sonrası açıklanacak enflasyon verisi ve Merkez Bankası'nın faiz patikasına çevrilmiş durumda.

103 yılın özeti

Cumhuriyet, ekonomiyi de kurmak zorundaydı: fabrikalar, bankalar, demiryolları, tarım kredi kooperatifleri, sanayi planları. 103 yıl sonra ülke ekonomisi 273 milyar doları aşan mal ihracatı, 820 milyar doları geçen dış ticaret hacmi ve dünya pazarlarında rekabet eden binlerce firmayla bu mirası taşıyor.

Bugünün meselesi, özünden kopmuş değil: üretmek, verimliliği artırmak, ürettiğini katma değeri yüksek biçimde satmak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Kaynak: Era İstihbarat