Türkiye'nin Çin'e ihracatı bu yıl belirgin biçimde hızlandı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk'ün verdiği bilgilere göre, 2026 yılının ocak-eylül döneminde Çin'e yapılan ihracat yüzde 41 artışla 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara çıktı. EİB, 5-10 Kasım 2026 tarihlerinde Şanghay'da düzenlenecek Çin Uluslararası İthalat Fuarı'na (CIIE) dokuzuncu kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacak. Birlik, gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 15 firmayla fuarda temas kuracak ve orta vadede Çin'e ihracatı 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Dokuz ayda 2,1 milyar dolardan 3 milyar dolara

Rakamlar, Türkiye'nin Çin'e ihracatında 2026'nın ilk dokuz ayında ivmenin korunduğunu gösteriyor. Ocak-eylül 2026'da ihracat 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara yükseldi; yıllık artış oranı yüzde 41 oldu. Aynı dönemde Ege İhracatçı Birlikleri üzerinden Çin'e yapılan ihracat ise yüzde 43 artışla 378 milyon dolardan 542 milyon dolara ulaştı. Öztürk, Türkiye'nin Çin'e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 18 dolarında EİB'nin imzası bulunduğunu belirtti.

Bu tablo, toplam ihracat içinde hâlâ küçük bir paya işaret ediyor. Ancak artış hızı, pazar çeşitlendirmesi arayan ihracatçı için Çin'in yeniden gündemin üst sıralarına yerleştiğini gösteriyor.

Madencilik açık ara zirvede, kimya ve gıda izliyor

Sektör dağılımı, Çin'e ihracatın henüz sanayi ürünleri ağırlıklı olmadığını ortaya koyuyor. Madencilik sektörü, 1 milyar 648 milyon dolarlık ihracatla açık ara ilk sırada yer alıyor. Kimya sektörü Çin'e 618,5 milyon dolar, gıda sektörü ise 210 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Ege Bölgesi özelinde de tablo benzer: EİB'den Çin'e yapılan 542 milyon dolarlık ihracatın 454 milyon doları madencilik kaleminden geldi. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 25,5 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 10,5 milyon dolarlık ihracatla ilk üçte yer aldı. Bu dağılım, katma değerli tüketici ürünlerinde potansiyelin henüz büyük ölçüde kullanılmadığını gösteriyor.

Şanghay'da 15 firma ve e-ticaret görüşmeleri

EİB'nin Şanghay organizasyonu, bu potansiyeli harekete geçirmeyi amaçlıyor. Fuarda gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektörlerinden 15 Türk firması yer alacak. 9 Kasım 2026 Pazartesi günü Türk ihracatçılar ile Çinli ithalatçılar arasında ikili iş görüşmeleri ve networking etkinliği düzenlenecek.

Heyet ayrıca Çin'in en büyük e-ticaret platformlarından JD.com, China General Chamber of Commerce ve YTO Express ile ticari görüşmeler yapacak. EİB, WeChat hesabı üzerinden firmaların ve ürünlerin tanıtımını sürdürüyor; isteyen firmalara özel tanıtım imkânı sunuluyor. Öztürk, Çin pazarında özellikle Z kuşağı tüketicisine, Çince ambalajlı ve niş ürünlerle ulaşılması gerektiğini vurguluyor.

Karantina listesi ve protokoller belirleyici

İhracatın önündeki en somut engel, Çin'in karantina listesi. Türkiye'de yetişen pek çok ürün bu listede olduğu için ihraç edilemiyor. 15 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ve yetiştiricilik ile avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerini kapsayan iki protokolün etkisi ise kısa sürede görüldü: Su ürünleri ihracatı 2026'nın ocak-eylül döneminde üç kat artışla 18 milyon dolara ulaştı.

Defne yaprağı ihracatına olanak sağlayan anlaşma da kısa süre önce imzalandı. Bu kalemde geçmiş yıllarda 15 milyon doları aşan ihracat hacmine geri dönülmesi hedefleniyor. Kanatlı sektörü, ürünlerin karantina listesinden çıkarılmasını bekliyor; Türkiye'nin yıllık 60-75 bin ton işlenmiş tavuk ayağı ihracat kapasitesi bulunuyor. Kiraz için bitki sağlığı sertifikası süreci ise devam ediyor.

Neden önemli

Çin, 2025 yılında 2 trilyon 583 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı konumunda. Öztürk'ün aktardığına göre ülkede Avrupalı tüketici seviyesinde alım gücüne sahip 300 milyon kişi yaşıyor. Türkiye'nin Çin'e ihracatı 3 milyar dolar bandındayken, iki ülke arasındaki ticaret ithalat tarafında çok daha büyük bir hacme işaret ediyor. Bu nedenle Çin pazarında kazanılan her ek pay, dış ticaret açığının daraltılması açısından doğrudan önem taşıyor.

Şirketler açısından etki iki kanaldan geliyor. Birincisi, gümrük ve karantina protokollerinin açtığı ürün bazlı fırsatlar: su ürünleri, defne yaprağı, kiraz ve kanatlı eti gibi kalemlerde ihracat izni alan üreticiler için yeni bir pazar kapısı açılıyor. İkincisi, gıda işleme, doğal kozmetik ve lojistik sektörlerinde Çin'e özgü ambalajlama ve e-ticaret kanallarına yatırım yapan firmalar için ölçek büyümesi. Buna karşılık ihracatın madencilik ağırlıklı yapısı, katma değerli ürün payı artmadıkça hedefin taşınmasının zor olduğunu gösteriyor.

Görünüm

10 milyar dolarlık orta vadeli hedef, büyük ölçüde karantina listesindeki kalemlerin açılmasına ve yeni protokollerin hızına bağlı. Fuar sonrası dönemde ikili görüşmelerden çıkacak siparişler ile e-ticaret kanallarında kurulacak doğrudan satış ilişkileri, 2027 ihracat rakamlarında ilk somut sonuçları verecek. Çin'in iç talebindeki seyir ve Çinli tüketicinin sağlıklı ürünlere yönelimi ise Türk gıda ve kozmetik ihracatçısı için belirleyici değişken olmayı sürdürüyor.

Kaynak: EraHaber