Capital Economics'in 29 Ekim tarihli Gelişen Piyasalar Finansal Risk İzleme (EM Financial Risk Monitor) raporuna göre Türkiye, döviz krizi riski 'yüksek' kategorisinde bulunan iki gelişen piyasadan biri. Kuruluşun kendi risk göstergelerine dayanan değerlendirmesinde Türkiye, bankacılık krizi riski açısından ise 'yüksek' kategoride yer alan tek gelişen piyasa oldu. Rapor, enerji fiyatlarındaki şok ile küresel tahvil faizlerindeki yükselişin en fazla zorladığı ekonomilerin başında Türkiye ve Mısır'ı gösteriyor.
İki göstergede birden yüksek risk
Kuruluşun kıdemli gelişen piyasalar ekonomisti Liam Peach imzalı değerlendirmesine göre gelişen piyasaların toplam döviz krizi riski göstergesi uzun dönemli ortalamasının belirgin biçimde altında, bankacılık riski göstergesi ise son iki yılın en düşük seviyesinde. Ancak tablo ülke bazında homojen değil: 'Kırılganlıklar bazı gelişen piyasalarda daha belirgin hale geliyor' değerlendirmesi yapılıyor.
Türkiye'de bankacılık riskinin yüksek sınıflandırılması üç unsura bağlanıyor: makroekonomik baskıların sürmesi, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve kredi hacmindeki hızlı artışın devam etmesi. Türkiye'yi bankacılık risk sıralamasında Mısır izliyor; Mısır'ın bankacılık risk göstergesi son on yılın en yüksek seviyesinde ve hızlı kredi büyümesi ile yüksek reel faizler bu ülkedeki başlıca risk unsurları olarak öne çıkıyor. Mısır Merkez Bankası, raporun yayımlandığı 29 Ekim'de piyasa beklentilerinin aksine politika faizini 100 baz puan artırdı.
Döviz tarafında da Türkiye ve Mısır, 'yüksek' risk kategorisindeki tek iki ülke. Rapora göre her iki ekonomide döviz rezervleri kısa vadeli dış finansman ihtiyacına kıyasla yetersiz kalıyor ve yüksek enerji fiyatları cari işlemler açığını genişletiyor. Değerlendirmede, 'Daha büyük veya daha kalıcı bir enerji şoku para birimleri üzerindeki baskıyı artırır' uyarısı yer alıyor.
Gelişen piyasalarda risk dağınık seyrediyor
Rapor, riskin yalnızca Türkiye ve Mısır'la sınırlı olmadığını da gösteriyor. Yüksek kamu borcu riski eşiğini aşan ülke sayısı yeniden sekize çıktı: Ukrayna, Sri Lanka, Mozambik, Mısır, Pakistan, Ekvador, Tunus ve Uganda. Kuruluş, Mozambik ve Tunus'un kamu maliyesini sürdürülebilir kılmak için borç yeniden yapılandırmasına ihtiyaç duyabileceğini, Ukrayna'nın ise dış finansman desteğine gereksinim duyacağını belirtiyor.
Gelişen Avrupa'da kamu borcu riski düşük seviyelerden yükseliyor. Polonya'nın kamu borcu riski on yılı aşkın sürenin en yüksek noktasında; kuruluş, borcun millî gelire oranının önümüzdeki üç yılda 10 puan daha artacağını öngörüyor. Buna karşılık Arjantin, on yılı aşkın sürenin ardından ilk kez yüksek döviz krizi riski kategorisinden çıktı; brüt döviz rezervleri üçüncü çeyrek sonunda 46 milyar dolarla son yedi yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Neden önemli: risk primi ve bankacılık hisseleri
Türkiye açısından raporun kritik tarafı, iki göstergede birden 'yüksek' kategoride yer alınması. Bankacılık krizi riski göstergesi bir kriz öngörüsü değil; kuruluşun izlediği finansal kırılganlıkların diğer gelişen ülkelere kıyasla daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Yine de bu sınıflandırma, dış finansman koşullarının sıkılaştığı dönemlerde Türkiye'nin risk priminin en hassas fiyatlanan ülkeler arasında kalacağı anlamına geliyor.
TCMB'nin 30 Ekim'de açıklanan PPK özetine göre politika faizi %36'ya indirildi ve 'kalıcı bozulma' halinde sıkılaştırma kapısı açık tutuldu. Faiz indirim döngüsü sürerken kredi büyümesinin hızlı seyretmesi, raporun bankacılık tarafındaki uyarısını doğrudan ilgilendiriyor: Bankaların kârlılığı ve kredi iştahı, risk primindeki bir yeniden fiyatlamada ilk tepki veren kalemler arasında.
Döviz tarafında belirleyici değişken enerji ithalat faturası. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş cari açığı genişletirken, turizm ve hizmet gelirleri bu baskının bir kısmını dengeleyebiliyor. Rezerv yeterliliği ile kısa vadeli dış yükümlülükler arasındaki makas ise kur üzerindeki oynaklığın sürmesine neden olabilecek ana kanal olarak öne çıkıyor.
Görünüm: enerji fiyatı belirleyici olacak
Capital Economics, bu yıl uygulanan daha sıkı ekonomi politikalarının iki ülkeyi enerji şokuna karşı bir ölçüde koruduğunu kabul ediyor. Ancak dış finansman ihtiyacı, rezerv yeterliliği ve enerji ithalatına bağlı risklerin önemini koruduğu vurgulanıyor. Kuruluşun senaryosunda belirleyici değişken, enerji şokunun süresi ve derinliği. Şokun kalıcılaşması hâlinde döviz kuru, rezervler ve kredi büyümesi üzerinden bankacılık bilançolarına yansıyacak baskının artması bekleniyor. Tersine, enerji fiyatlarında normale dönüş ve cari dengedeki iyileşme, rapordaki kırılganlık göstergelerinin hızla gerilemesini sağlayabilir.
Kaynak: EraHaber