Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kurumun kendisi ve Başkanı Şahap Kavcıoğlu hakkında sosyal medyada ve bazı mecralarda yer alan iddiaların asılsız olduğunu açıklayarak, bu paylaşımların sorumluları hakkında hukuki süreç başlatılacağını duyurdu. Kurumun 30 Ekim akşamı yaptığı yazılı açıklama, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturması kapsamında BDDK Başkanı'na yöneltilen soruların kamuoyunda geniş yankı bulmasının ardından geldi.
Açıklamada, söz konusu paylaşımlarda kurum ve başkanı hakkında ileri sürülen iddiaların "bütünüyle asılsız olup hiçbir hukuki ve fiili dayanağa sahip olmadığı" belirtildi. BDDK, görev ve yetki alanının ilgili mevzuatla açıkça tanımlandığını, süreçteki rol ve sorumlulukların da bu çerçeveyle sınırlı olduğunu vurguladı.
Kurumdan sert yalanlama: 'Dezenformasyon' vurgusu
BDDK'nın açıklamasında kullandığı ifadeler, kurumun konuya verdiği önemi gösteriyor. Açıklamada, "Kurumumuz ve başkanımızı mesnetsiz ithamlarla hedef alan dezenformasyon niteliğindeki bu tür paylaşımlar, kamuoyunu yanıltmanın yanı sıra sürecin yetkili kurum ve kuruluşlarca sağlıklı şekilde yürütülmesini de sekteye uğratmaktadır" denildi.
Kurum, bu kapsamda itibarını hedef alan sorumlular hakkında gerekli hukuki süreçlerin başlatılacağını, tüm yasal hakların kullanılacağını ve konunun titizlikle takip edileceğini bildirdi. Açıklamada ayrıca asılsız iddiaların soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine zarar verdiği görüşü paylaşıldı.
İddiaların arka planı
Tartışma, AK Parti kimliğiyle bilinen eski belediye başkanı Savcı Sayan'ın sosyal medya üzerinden BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu'na yönelttiği 10 soruyla alevlendi. Sayan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturmasındaki kilit şirketlere ilişkin ithamları gündeme taşıyarak, bu konuların açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu. BDDK ise söz konusu ithamların hukuki ve fiili bir dayanağı bulunmadığını belirterek, iddiaları doğrudan hedef aldı.
Kurumun açıklaması, bir yandan iddiaları reddederken diğer yandan soruşturmanın yürütülmesine ilişkin herhangi bir yeni bilgi paylaşmıyor. BDDK, görev alanının mevzuatla sınırlı olduğunu hatırlatarak, soruşturma sürecine ilişkin yetkinin ilgili kurumlarda olduğu mesajını veriyor. Bu yönüyle açıklama, hem bir itibar koruma hem de yetki sınırı çizme metni niteliğinde.
Bankacılık sektörü ve piyasa açısından neden önemli
BDDK, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde bankaların kuruluş, faaliyet, denetim ve tasfiye süreçlerinden sorumlu düzenleyici kurum. Bu nedenle kurumun ve başkanının kamuoyu önünde tartışılması, doğrudan bir düzenleme değişikliği anlamına gelmese de bankacılık sektörüne ilişkin algıyı ve düzenleyici öngörülebilirlik beklentisini etkileyebiliyor.
Piyasa açısından ilk bakılacak başlık, açıklamanın bir mevzuat ya da denetim kararı içermediği. BDDK'nın metninde sermaye, likidite, kredi ya da mevduata ilişkin herhangi bir yeni düzenleme yer almıyor; dolayısıyla bankaların faaliyet koşullarında bugün itibarıyla bir değişiklik bulunmuyor. Buna karşılık düzenleyici kurumlara yönelik haber akışı, banka hisselerinde ve TL varlıklarda kısa vadeli oynaklık yaratabilen bir başlık olarak izleniyor.
İkinci başlık, kurumsal iletişim açısından. BDDK'nın iddiaları yayılmasından kısa süre sonra ve doğrudan isim vererek yanıtlaması, kurumun piyasa ve kamuoyuyla iletişiminde hız tercih ettiğini gösteriyor. Bankacılık hisselerinde yatırımcı ilgisinin yoğun olduğu bir dönemde, düzenleyici kurum kaynaklı belirsizliklerin hızla giderilmesi, sektöre yönelik risk priminin kontrol altında tutulması bakımından önem taşıyor.
Görünüm: Sırada ne var?
Bundan sonraki süreçte üç başlık izlenecek: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında atılacak adımlar, BDDK'nın hukuki süreç konusundaki takibi ve bankacılık sektörüne ilişkin olası yeni düzenlemeler. Soruşturmanın seyri ve tarafların karşılıklı açıklamaları, konunun gündemde kalıp kalmayacağını belirleyecek.
Piyasa tarafında ise asıl belirleyici, BDDK'nın denetim ve düzenleme takvimi olmayı sürdürüyor. Kurumun önümüzdeki günlerde kredi, mevduat ya da sermaye yeterliliği konularında bir adım atıp atmaması, banka hisselerinin seyrinde iddialardan çok daha kalıcı bir etki yaratacak. Bu nedenle şimdilik tablo, düzenleme değişikliği değil, kurumsal bir itibar ve hukuki süreç tartışması olarak okunmalı.
Kaynak: EraHaber