Akaryakıt fiyatlarına 1 Kasım Pazar günü gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kaynaklı zam yapıldı. Benzinin litre fiyatı 4,15 lira, motorinin litre fiyatı ise 3,60 lira arttı. Zamların ardından İstanbul Avrupa Yakası'nda benzin 80,40 liraya, motorin 100,50 liraya, LPG 41,20 liraya çıktı. Motorin böylece ilk kez 100 lira bandının üzerine yerleşti.

Ekonomim ve Dünya gazetelerinin 1 Kasım tarihli fiyat listelerine göre artış, ürün bazında pompa fiyatlarına doğrudan yansıdı; vergi kaynaklı olduğu için rafineri çıkış fiyatlarından bağımsız olarak tüm istasyonlarda aynı oranda uygulanıyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir'de pompa fiyatları

Zammın il bazındaki etkisi, dağıtım maliyetleri ve yerel rekabet nedeniyle sınırlı farklılık gösteriyor. Dünya'nın derlediği listeye göre İstanbul Anadolu Yakası'nda benzin 80,30 lira, motorin 100,30 lira, LPG 40,60 lira seviyesinde. Ankara'da benzin 81,40 lira, motorin 101,60 lira, LPG 41,29 lira; İzmir'de ise benzin 81,70 lira, motorin 101,90 lira, LPG 41,20 lira olarak işlem görüyor.

Motorinde İstanbul'da önceki fiyat 96,90 lira düzeyindeydi; 3,60 liralık artışla 100,50 liraya çıkması, ağır vasıta ve lojistik maliyetlerinde kademeli bir yukarı yönlü baskı anlamına geliyor. Benzin tarafında ise 80 lira eşiğinin aşılması, binek araç kullanıcıları için depo başına yaklaşık 200 liralık ek maliyet demek.

Neden önemli: ulaştırma kalemi enflasyonu doğrudan besliyor

Akaryakıt, TÜİK enflasyon sepetinde hem doğrudan hem de dolaylı biçimde ağırlık taşıyor. Pompa fiyatlarındaki artış doğrudan ulaştırma harcamalarına, dolaylı olarak da taşımacılık maliyeti üzerinden gıda başta olmak üzere geniş bir mal sepetine yayılıyor. Kasım ayının ilk gününde yapılan bir ÖTV ayarlamasının, ayın tamamına yayılan bir maliyet etkisi üretmesi kaçınılmaz.

Zam, sanayi tarafında da hissedilecek. Lojistik yoğun sektörlerde — inşaat malzemeleri, dayanıklı tüketim, gıda dağıtımı — birim taşıma maliyeti yükselirken, nakliye sözleşmelerinde akaryakıt farkı maddeleri devreye girecek. Bu kalem, özellikle marjları dar olan KOBİ ölçeğindeki taşımacılık firmaları için nakit akışı baskısı yaratıyor.

Enerji şirketleri açısından tablo daha karmaşık. Vergi kaynaklı artışlar rafineri marjını doğrudan değiştirmiyor; ancak talep esnekliği nedeniyle hacim üzerinden etkisi olabilir. Akaryakıt dağıtım şirketleri için ise pompa fiyatındaki yükseliş, istasyon başına ciro rakamlarını büyütse de litre bazlı rekabet ve sadakat kartı kampanyaları marjları sınırlıyor.

LPG tarafında yeni bir ayarlama bekleniyor

Piyasa kaynaklarının aktardığı beklentiye göre otogazda 3 Kasım Salı gününden itibaren yaklaşık 9 liralık bir artış öngörülüyor. Bu henüz resmileşmiş bir düzenleme değil; akaryakıt fiyatlarında nihai belirleyici, EPDK'nın ilan ettiği tavan fiyat ve dağıtıcı şirketlerin il bazlı uygulaması olacak. LPG, ticari filolarda ve ticari araçlarda yaygın kullanıldığı için olası bir ayarlama, maliyet baskısını bir katman daha artırabilir.

Görünüm: kur ve Brent belirleyici olmaya devam edecek

Önümüzdeki günlerde pompa fiyatlarının yönünü iki değişken belirleyecek: döviz kuru ve Brent petrol. Kurda yukarı yönlü bir hareket, vergi ayarlaması olmasa bile litre fiyatlarında kademeli artış anlamına geliyor. Brent tarafında ise Rusya'nın dizel ihracat yasağını 31 Ocak 2027'ye uzatması, ürün piyasasında arz sıkışıklığı riskini canlı tutuyor. Bu kombinasyon, akaryakıtın kasım ayı boyunca enflasyon tartışmasının merkezinde kalacağını gösteriyor.

Hanehalkı ve işletmeler için pratik sonuç şu: 1 Kasım zammı, ekim ayına göre depo başına ve filo başına maliyetleri yukarı çekti. Önümüzdeki hafta açıklanacak ekim enflasyonu ve TCMB'nin faiz duruşuna ilişkin sinyaller, bu maliyet artışının fiyatlama davranışına ne ölçüde yansıyacağını gösterecek.

Kaynak: EraHaber